16.11.2018

Anasayfa » 15 Temmuz'un Gölgesi


    15 Temmuz'un Gölgesi


    15 Temmuz'un Ekonomik Darbesi Gerçekleştirilmek İsteniyor


    Sosyal medya platformlarında bugün dolar kurunun neden yükseldiğine, Türk lirasının neden değer kaybettiğine yönelik sorular, değerlendirmeler ve analizler yer alıyor. Peki hangisi doğru hangisi yanlış bilgi? Sosyal medya platformları üzerinde gündeme dair doğru analizler bulabilmek mümkün. Fakat doğru bilgiye ulaşabilmek için öncelikle belli bir eleme yapmak, mapipülasyon içeren yanıltıcı bilgileri süzgeçten geçirmek gerekiyor.

    O halde günün sorusunu cevaplandıralım; dolar kuru neden yükseliyor?

    Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Ülkemiz, kur ve faiz oranlarında hak etmediği dalgalanmalar ve döviz piyasasında sağlıksız fiyat oluşumları yaşamaktadır. Türkiye’nin hiçbir makro ekonomik problemi çözülemez değil, problemleri daha önce çözdük yine yapabiliriz.

    Peki dolar kuru neden yükseliyor?

    Lütfen hafızalarınızı birazcık geriye sarın Türkiye'nin Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimler için erken seçim kararı almasının ardından her alanda hareketlilik hız kazanırken, ekonomiye dair makro göstergelerden bağımsız bir sonuç gözler önüne seriliyor. Dolar kuru üzerinden Türk ekonomisi, hedef alınmaya kalkışılıyor. gerçek verileri yansıtmayan dış müdahale odaklı dolardaki bu artışın perde arkasında erken seçim gündemi var.

    Kim Bu kampanyaları Yapıp Yönlendiriyor?

    Seçim öncesi yabancı kuruluşlar ve uluslararası bankaların Türk ekonomisine yönelik planları da öne çekildi, 24 Haziran sonrası açıklanması beklenen veriler, ard arda servis edilmeye başlandı. Piyasa gerçeklerinden bağımsız olarak talep ve hatta yönlendirmeye yönelik açıklamalar yapılıyor, raporlar hazırlanıyor.

    Dikkat edecek olursanız, kredi kuruluşları ellerindeki tüm kredi silahlarını Türkiye'ye çevirdiler. Ancak 3 kredi derecelendirme kuruluşunun Türkiye'ye verdiği not bile birbirini tutmuyor. Standard & Poor's, Türkiye'ye yatırım yapılabilir seviyenin 3 kademe altında not verirken, Moody's bu seviyenin 2 kademe altı, Fitch ise 1 kademe altında not verdi.

    Bu raporlar üstünde fazla durmayacağım ancak şunu aktarmadanda geçemem

    Standard & Poor's, in raporunda önemli bir kısım var. Bu kısım maalesef çok konuşulmadı ancak Standard & Poor's raporunda Türkiye'yi açık açık tehdit ediyor;

     Amerika'nın bir yada kamu bankaları da dahil birkaç bankamıza ceza verebileceğinden dem vuruyor, bankacılık dışındaki firmalarımıza ceza verme potansiyelinden bahsediyor. Raporda Türkiye'nin S-400 alımına kadar karışılmış. Halbuki normal şartlarda, bir derecelendirme kuruluşunun, bir ülkenin yaptığı askeri alımlara karışmıyor olması gerekiyor. Ama Standard & Poor's olayı aşmış. Türkiye'nin Amerika'yla olan ilişkilerindeki gerginliği Türkiye'deki finansal piyasalar açısından tehlikeli olabileceğini söylüyor. Haliyle, bir derecelendirme kuruluşunun ekonominin büyümesiyle işsizlik vs gibi göstergelerle ilgilenmesi gerekiyorken; Türkiye''nin yaptığı askeri yatırımları ele almak ve oradan yola çıkıp başka çıkarımlar yapmak ve öyle bir ceza gelebileceğini rapora eklemek çok ciddi bir durum. Böyle bir raporun emsalini bulmak pek zor olur. Ancak bu derecelendirme kuruluşları, sonuç olarak Amerika'nın etkisi altında ve Amerika'yla uluslararası politikada yaşadığımız gerginlikler bu derecelendirme kuruluşlarının satırlarına net bir şekilde yansıdığı ortada. Bu haberin ortaya çıkmasından sonra dolarda hareketlilik başladı. 

    Bu kuruluşların sürekli siyasi içerikli raporlar yayınlandığına da dikkat çekmek lazım.

     24 Haziran'dan sonra Türkiye'deki mevcut Cumhurbaşkanlığı sisteminde, Merkez Bankası'nın bağımsızlığı giderek azalacağını söylüyorlar. Diğer taraftan, Deutsche Bank, Commerzbank, Jpmorgan, Morgan Stanley, Goldman Sachs gibi dev bankalar, hep Türk Lirası'nın önümüzdeki dönemde sürekli değer kaybedeceğine işaret eden raporlar yayınlanıyor.

    New York ta “Türk Ekonomisini batıracağız göreceksin” diyen Rotchild ve Kissenger Ekonomide suni kargaşayı maşalarıyla yapmaya başladılar. Doları aşırı yükselterek faizin Merkez bankası tarafından arttırılması hedeflenmekte ve Türkiye gereksiz yere borçlandırılmaya çalışılmaktadır.

    Özetle, 15 Temmuz'un ekonomik darbesi gerçekleştirilmek isteniyor. Diğer gelişen ülkelerin para birimlerine bakıyorum. Onların değer kayıpları oldukça sınırlıyken, Türk lirasında aşırı bir değer kaybı var. Sadece bir gün içerisinde Türk lirası yüzde 5 değer kaybı yaşıyor. Bu olacak bir şey değilkurdaki bu rekor hızdaki artışın, yanlış politikalarla "zerre kadar" alakası yok ve bu durum tamamen spekülatif hareketlere bağlı.

    Amaç  Türkiye ekonomisinin büyümesini baltalamak.Reel verilere bakacak olursak Sanayi üretimi artıyor, reel sektörün kısa vadede döviz ödeme yükümlülüğü yok. Diğer taraftan daha dün Dünya Bankası, Türkiye'nin proje bazlı 600 milyon dolarlık kredi talebini onayladı. Yine dün Rus Sberbank'ın hakim ortak olduğu DenizBank'ı, Emirates gibi Körfez ülkelerinin dünya çapında en ünlü bankalarından birisi satın aldı.

    Yani eğer anormal bir tablo olmuş olsaydı böyle bir gelişme olur muydu?

    Yapılanlar tamamen spekülatif hareketler.

    Türkiye'yi tuzağa düşürmek ve yatırımcıları ürkütmek istiyorlar.

    Yapılmak istenen bir başka şey daha var. O da Merkez Bankası'nı sürekli faiz artırmaya zorlamak. Merkez Bankası'nın faiz oranını yüzde 20'lere kadar yükseltip Türkiye ekonomisinin büyümesini engellemeye çalışıyorlar.

    Hükümetin ekonomi alanında gerekli önlemleri aldığını görüyoruz ;

    Hükümet, bir taraftan akaryakıttaki zamlara karşı ÖTV indirimini gerçekleştirdi. Diğer taraftan, döviz geliri olmayan KOBİ'lerin dövizle borçlanması yasaklandı. Reel sektör zaten sigorta mekanizmasıyla kendini korumaya aldı. Bu tabloya göre en büyük sıkıntı ara mal ithalatında olacak. Ama Türk Lirası, dolar bazında ucuzladığı için, ihracatçı firmalar ithal ettikleri ara malların maliyetini, ihraç ettikleri malların üzerine zam yaparak kapatacaklar.

    Bu saatten sonra (dolar) 5 Lira olmuş, 5.5 olmuş veya 10 Lira olmuş; çok da önemi yok. İnsanlar, oynanan oyunu ve bu oyunu oynayanları çok net görüyor

    "Yabancı yatırımcıların 65-70 milyar dolarlık menkul kıymetleri var. Hatta yabancı yatırımcı şimdi yüksek fiyattan bozdurup hisse senedi alıyor. Hem dolar zirveye çıkmış, hem hisse senetleri ve tahviller ucuzlamış. Böyle bir fırsatı niye kaçırsınlar?

    Görünen (olumsuz) manzara ise bir bulut. Türk halkı, seçim öncesi oynanan oyunun farkında. Türk ekonomisini krize sokmak için seçimleri akamete uğratmak istiyorlar. Yabancı yatırımcılar seçimden çıkacak sonucu gördüler. Denizbank'ın satışı bile başlı başına bunu gösteriyor. Eğer bir kriz yaşanacak olsa, yabancı yatırımcı neden bir bankaya bu kadar çok para yatırsın."

    Türkiye'ye karşı 'dolar silahı' kullanılıyor

    Peki Ne olacak?

    • Türkiye Cumhurbaşkanlığı-hükümet sistemine geçecek.
    • Muhalefet TBMM'de çoğunluğu sağlayamayacak.
    • Yabancı yatırımcı da bunu görünce, artık bütün silahlarını gömecek ve 5 yıl boyunca bu yönetimle çalışmak zorunda kalacak.
    • zaman bu yaptıkları yorumları bir kenara bırakmak zorunda kalacaklar. Dolar ve akaryakıt fiyatları düşecek, Türkiye'ye yeni yatırımlar yapılacak. Belirsizlik ortadan kalktıktan sonra refah dönemi başlayacak. Zira ellerinde FETÖ, terör ve benzeri hiç bir silah kalmadı. Bir tek bu dolar silahı kalmıştı ki onunla da Türkiye'yi yıkmaları zor

    Döviz piyasalarında son dönemde yaşanan spekülatif hareketlere karşı Borsa İstanbul Grubu'ndan bu sabah Türk Lirası hamlesi geldi. Yapılan açıklamada bugün itibariyle Türk lirasına olan güvenin ve desteğin bir göstergesi olarak, döviz varlıklarının tamamının Türk Lirası'na çevrildiği duyuruldu.İşte bu gerçek anlamda milli duruş…

     Bu Ülkenin Her Bireyi On Sene Sonra Geriye Dönüp Bakınca;

    “2016’da bir hain darbe teşebbüsü olmuştu, 2018 de ise 15 Temmuz'un ekonomik darbesi gerçekleştirilmek istenmiştio dönem Türkiye’yi bölmek isteyenlerce içerde ve dışarda birçok faaliyet yürütülüyordu. Birileri de dövizi silah olarak kullanıp, ekonomileri batırmak, ülkeleri yönetmek için uğraşıyorlardı.  İşte o günlerde ben de ülkesini seven biri olarak kendi kendime karar vermiştim: 2. Dünya Savaşında yıkılan Almanya ve Japonya yeniden kurulabiliyorsa, bir Japon ülkesi için iki saat ücretsiz çalışabiliyorsa,  ben tarihe yön vermiş asil bir ecdadın nesli olarak daha fazlasını yapabilirim. Her ne yapıyorsam daha iyisini yapacağım, her zaman çalıştığımdan daha fazlasını çalışacağım, patlayana kadar kafamı yorup yeni şeyler üreteceğim, taklidi değil yerlisi millisini üreteceğim” demiştim. “Ve bunu ben ve benim gibi düşünen vatanperver milletim yaptı. Bugün bu elde ettiğimiz başarıyı o günlere borçluyuz” diyebilelim.

     

     

    Bu yazı 137 defa okundu.